19 Eylül 2013 Perşembe

Oruç Aruoba/ de ki işte

Yaşamını birşey beklemeden yaşayacaksın.

Ne çok şey beklediğini biliyorsun;


gene, bekleyeceksin onları (elinde değil bu);


ama beklentilerinin ne ifade ettiklerini,


ne anlama geldiklerini -beklediğin, beklediklerin de, bir gün tutup gelirlerse, onların da


ne ifade edeceklerini, ne anlama geleceklerini-


bilerek yaşayacaksın.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Kürk Mantolu Madonna/ S.Ali


"Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Şehrazad'ın Ölümü/ İntizar Hüseyin

Ne demiş;

  Ey benim şahım; hayatımı bağışladın ama
  karşılığında hikayelerimi çaldın benden.
  Oysa ben sadece hikayelerde yaşayabilirdim.
  Şimdi onlar tükendi ve benim hikayem de sona erdi.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Böyle..

Ne demiş Woolf, "Bizden daha fazla mutlu olabilecek iki insan yoktur." Ahmet Altan eklemiş; "Bunun kıymetini bilmediği için çekmiştir belki onca acıyı. Ama bunu bir kez bile söyleyebileceğiniz birini bulmuşsanız, bunu bir kez bile hissedebilmişseniz, zamanın altın ilmeklerinden birini tutmuşsunuz demektir. Onu soldurmayın. Ve gücenmeyin hayata. Yüzüne bakın. Orada belki de "kaybolmuş geleceği" yeniden yaratacak olan o unutulmaz cümleyi göreceksiniz. "Bizden daha fazla mutlu olabilecek iki insan yoktur." Bunu duyabilmek..
Ve demiş ki Altan; "Aşk geldiğinde, ellerinizi açıp, avuçlarınızdaki, sıkı sıkıya tuttuğunuz gerçeklerin akıp gitmesine izin verin. O size daha iyisini verecektir. Ellerinizi açmazsanız yok eder sizi."

25 Haziran 2012 Pazartesi

Nil şapkalar diyarında..

Vogue Türkiye çekimleri için objektif karşısına geçip birbirinden güzel şapkalarla poz vermiş olan Nil'i çok beğendim. Zaten duruşunu, hayata bakışını, tarzını da beğenirim. Yaşını ele vermeyen yüzü de hala bebek gibi :)





































23 Haziran 2012 Cumartesi

Nee Haziran'da Mı Bitiyooor !..



Haziran ayını severim ben. Buna karar verdim şuan. Neden mi? Çünkü yoğun bir sezonu daha kapatmış olmanın verdiği rahatlık! ve boşluk hissi mükemmelmiş gerçekten. Yapacak hiçbir şey bulamamak canımı sıkmaya başladı desem..

Bu yılı da yoğun bir şekilde geçirdim. Hastane, okul, proje, makale, dergi, roman derken derken baktım ki Haziranı bulmuşum yine. Boş durmaya alışamamış bir bünye ne yapar kendine birşeyler bulur. Şimdi de hakimlik sınavlarına kafayı takmış durumdayım. Üşenmedim perşembe ve cuma günü idare hukuku kitabını bitirdim görseniz ne kalın :) Ben de bu azim oldukça neler yapmam ki :)

Şaka bir yana televizyonumuz bozulmasaydı da şöyle bir pijama-televizyon-terlik-tekli koltuk keyfi yapsaydım. Bir sene boyunca neredeyse her gün 6 civarı kalkmaya alışmış olan ben şimdi 10'dan aşağı uyanamıyorum. Garip bir uyuşmuşluk hali var üzerimde. Madem bu kadar boş vaktim var blogumu unutmayayım dedim ama yok olmadı bu yazıdan birşey çıkmaz. Neyse uzun lafın kısası şimdi iki arada bir derede gidip gelirken kendim için faydalı şeyler bulacağıma inanıyorum. Bu yazıyı okuma zahmetinde bulunanları öpüyorum :) .. (Kimsenin okumayacağını biliyorum ya neyse ).. :) Herkese iyi Haziranlar.. En çok da keyfini çıkarmayı bilenleree..